• 0312 865 10 12
  • info@halbes.com

Yenilenebilir enerji neden önümüzdeki 10 yıla damgasını vuracak?

2016 yılında yenilenebilir enerji alanına yapılan küresel yatırımlar 116 milyar doları buldu.
GE, bir yıl önce dünya genelinde yenilenebilir enerji gelişiminin inanılmaz bir şekilde hızlanmasına yönelik Ecomagination raporunu yayımladı. 2016 yılında rüzgar ve güneş enerjisi, fosil yakıtlar karşısında iki kat üstünlük elde etti. Küresel kapasitede yaşanan artışlar 2016’da hızla devam etti. . ABD’de bu artışların yüzde 60’ını yenilenebilir enerji oluşturuyor. Yine 2016’da Portekiz, dört gün boyunca ülkenin enerji ihtiyacını kesintisiz olarak yenilenebilir enerji ile karşıladı. Almanya’nın enerji ihtiyacı tam bir gün boyunca temiz enerjiyle temin edildi. Danimarka’da ise yurt içindeki elektrik talebini karşılamaya ve hatta Norveç, Almanya ve İsveç’e enerji ihraç etmeye yetecek kadar rüzgar enerjisi üretildi.

2016 yılında hidroelektrik enerji, rüzgar ve güneş enerjisini tamamlayan bir destek çözümü olarak öne çıktı. Küçük hidroelektrik çözümleri, kullanıcılara yakın bir elektrik üretim kaynağı olarak gelişmeye başladı. Aynı yıl içinde ABD Enerji Bakanlığı, ABD’nin hidroelektrik kapasitesinin 101 GW’tan (gigawatt) 2050 yılına kadar yaklaşık 150 GW’a ulaşabileceğini bildiren bir rapor yayımladı.

Yenilenebilir enerji geleceği nasıl etkileyecek?
Yenilenebilir enerji olgusuçeşitli nedenlerle bugün de etkinliğini sürdürüyor.
Bu nedenlerin ilki, dünya genelinde yeni enerji kaynaklarına olan talebin önemli bir hızda artmaya devam etmesi. 2016’nın ilk yarısında temiz enerji yatırımları 116,4 milyar dolara ulaştı ve küresel enerji sektörüne yılda yaklaşık 2 trilyon dolarlık yatırım yapıldı.

İkincisi ise, yenilenebilir enerji kaynaklarının pek çok ülkede geleneksel enerji kaynaklarının maliyetini yakalaması ve hatta geçmesi. Örneğin, ABD’de onshorerüzgar santrali, yeni bir doğal gaz santrali açma maliyetiyle rekabet edebiliyor. GE’nin araştırma ortağı olan ve bu alandaki çalışmalarına devam eden Stratejik Enerji Analizleri Ortak Enstitüsü (Joint Institute of Strategic Energy Analysis -JISEA), 2025 yılına kadar inovasyonların rüzgar enerjisi maliyetini yüzde 29, güneş fotovoltaik maliyetlerini ise yüzde 44 oranında düşüreceğini öngörüyor. Hidroelektrik dünya genelinde en rekabetçi enerji kaynağı olmaya devam ediyor.

Üçüncü neden ise, yenilenebilir enerji endüstrisinin küresel bir iş kapısı olması. Dünya genelinde yenilenebilir enerji alanındaki istihdam kapasitesi 9,5 milyona ulaştı ve her yıl yüzde 5 oranında artmaya devam ediyor. Bu da kaba bir tahminle her yıl 475 bin yeni iş olanağının yaratılması anlamına geliyor. En fazla istihdam olanağı ABD, Çin, Brezilya, Hindistan, Japonya ve Almanya’da doğuyor.

Bu tablo, daha da iyimser olunabileceğini gösteriyor. Teknoloji alanındaki inovasyonlar ve politika taahhütleri sayesinde, rüzgar enerjisinin içinde bulunduğumuz yüzyılın ortalarına doğru elektrik üretiminin üçte birini teşkil etmesi mümkün olabilir. İnovasyonun endüstri genelindeki mevcut hızı dikkate alındığında bunların gerçekleşmesi son derece mümkündür. GE’nin Küresel Araştırma Merkezi’nde görev yapan bilim insanları, rüzgar enerjisi kullanarak kilovat saat başına 3 sentlik bir maliyetle elektrik üretmek için inovasyonlar gerçekleştiriyor. Yapılan inovasyonlar yalnızca rüzgar ve güneş enerjisi ile sınırlı kalmıyor. Hidroelektrik alanındaki inovasyonlar, dünya genelinde hidroelektrik santrallerinin verimliliğini artırmayı da vaat ediyor.

Sürdürülebilir enerji yatırımları Türkiye’nin geleceği açısından da kritik. Yapılan her yatırım daha fazla enerji çeşitliliği demek oluyor. Bu da cari açığın kapatılması için oldukça önemli bir adım. Ülkemizin 2023 yılı hedefleri arasında birincil elektrik ihtiyacının %30’luk bir kısmının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması maddesi bulunuyor. Rüzgâr enerjisi kurulu gücünün ise 20 GW’a ulaşması planlanıyor. Bu durum, rüzgâr enerjisi üretiminde yatırımların ve teşviklerin artmasının yanı sıra bir gerekliliği de ortaya koyuyor: Verimlilik. Bu konu için yapılması gerekense yazılımın gücünü mekanikle birleştirmek ve her zamankinden daha verimli rüzgâr enerjisi santralleri kurmak.

Türkiye rüzgar enerjisi potansiyeli bakımından oldukça şanslı.Araştırmalar, Türkiye’nin 48 GW rüzgâr enerjisi potansiyeli olduğunu gösteriyor. Bugün Türkiye’de kurulu rüzgar gücü 6.1 GW. Ancak bu alandaki yatırımlar, teşvikler hızla devam ediyor ve her geçen gün Türkiye’nin sürdürülebilir enerji kazanımı yükseliyor.

GE, Türkiye’de birçok rüzgâr sahasında türbinleri ve servis ekibi ile Türkiye’nin sürdürülebilir enerji üretimini artırıyor. Rüzgar enerjisi ekipman ve çözümleri Türkiye’de 23 santralde kullanılan GE’nin Türkiye’deki rüzgar enerjisi kurulu gücündeki payı 1 GW’ı aştı. Tamamlanacak olan projelerle GE’nin kurulu rüzgar enerji gücü ise 1.2 GW’a çıkacak.

Verimlilik artışı için bütün endüstrileri köklü bir değişime iten Dijital Sanayi, enerji alanında da sınırların zorlanmasını sağlıyor. GE türbinleri için geliştirilen APM (Varlık Performansı Yönetimi) ile sahanın 36 saat içindeki üretimi çok az yanılma payı ile tahmin edilebiliyor. Bu da yatırımcılara gün içi piyasasında ticaret imkânı sağlıyor, tüm sahaları bir bütün halinde merkez ofislerinden online izleme olanağı sunuyor. Bunun yanı sıra Dijital Rüzgâr Santrali çözümleri, enerji verimliliğini yüzde 10 artırma ve rüzgâr santrali yönetimi maliyetlerini yüzde 10-15 azaltma gibi sonuçlar sağlıyor. Hedef, Türkiye için sürdürülebilir, verimli ve çevre dostu bir enerji sektörüne maksimum katkıyı sağlamak.