• 0312 865 10 12
  • info@halbes.com

TÜRKİYE KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIĞININ GELİŞTİRİLMESİ

ovine1367011490-1409563336Sorunlar ve çözüme ilişkin önerilere, son kez olması umuduyla bir kez daha değinilecektir.
Küçükbaş Hayvancılığın Geliştirilmesinde Olanaklar
Türkiye hayvancılığın geliştirilmesine uygun, uygun hale getirilebilecek ve hayvancılıktan başka üretim alternatifi olmayan geniş alanlara sahip bir ülkedir. Bu alanlar içerisinde,koyun ve keçi türlerinden başka yetiştiricilik seçeneği bulunmayan alanlar büyük paya sahiptir. Bu alanların değere dönüştürülebilmesinin tek yolu koyun ve keçi yetiştiriciliğidir.
Türkiye kaba ve karma yem üretimi açısından pek çok olanağa sahiptir. Bitkisel üretim içerisindeki payı olabilecek veya olması gerekenin çok gerisinde olan yem bitkileri üretimini; öncelikle toprak koruma ve hayvancılığı geliştirme amacıyla bugünkü düzeyinin çok üzerine çıkarmak mümkündür. Küçükbaş hayvancılıkta besleme koşullarının bu yolla iyileştirilebilmesi, bir yandan mevcut yetiştiriciliğin daha verimli kılınmasını diğer yandan da genotip iyileştirme olanaklarının genişlemesini sağlayacaktır.
Türkiye; mevcut genotip ve çevre çeşitliliğinden yararlanılarak, bölgelere ve üretim sistemlerine uygun damızlıklar geliştirme, bu yolla sürdürülebilir küçükbaş hayvancılık dönüşümünü sağlama, daha da ötesi geliştirilecek genotipleri dış pazarlara sunma olanağına sahiptir.
Küçükbaş hayvancılık sektöründe görülen bilgi açığının kapatılması için gerekli alt yapı mevcuttur. Alınacak basit önlemlerle mevcut ve geliştirilecek bilgi birikiminin kısa sürede ve etkin biçimde sektöre yansıması sağlanabilir.
Türkiye; etnik, kültürel, tarihsel, dinsel ve coğrafi yakınlıklarını da kullanarak hayvancılıkta bölgesinin öncüsü olma, hayvan ve hayvansal ürün alanındaki taleplere yanıt verebilme potansiyeline sahiptir.
Büyük ölçekli küçükbaş hayvancılık işletmelerinin kurulması ve çoğalması yanında, küçük ve orta ölçekli hayvancılık işletmelerinin olanaklarının geliştirilmesi ve üretime katkılarının artırılabilmesi mümkündür.
Bütçe kısıtlarının giderilmesi ve stratejinin değiştirilmesi koşuluyla; Türkiye’de hayvan sağlığı alanında karşılaşılan sorunların üstesinden gelebilecek eğitimli insan gücü mevcuttur.
Bütçe kısıtlarının giderilmesi ve stratejinin değiştirilmesi koşuluyla; Türkiye’de hayvan sağlığı alanında karşılaşılan sorunların üstesinden gelebilecek eğitimli insan gücü mevcuttur.
Türkiye, organik hayvansal üretime uygun alanlara sahiptir. Organik hayvancılık aracılığıyla değişik nedenlerle geleneksel üretim tarzını sürdürmek durumunda olan küçük ve orta ölçekli küçükbaş işletmelerinin gelirlerinin artırılması mümkündür.
Küçükbaş Hayvancılığın Geliştirilmesinde Kısıtlar
Pek çok alanda ve tarımın diğer dallarında olduğu gibi hayvancılık alanında da durum saptamaya yönelik bilgiler önemli ölçüde eksiktir. Var olan bilgiler de yeterli ve güvenilir değildir. Bu durum; strateji geliştirme ve isabetli kararlar alabilme önünde önemli bir engel oluşturmaktadır.
Kamunun hayvancılıkla ilgili uygulamaları genellikle belirlenmiş bir hedefe yönelik olmamakta, geniş çerçeveli ve uzun soluklu bir programın parçası niteliğini taşımamaktadır. Geçici çözümlemelere yönelik bu tip uygulamalar doğası gereği kalıcı sonuçlar üretememektedir. Kamu uygulamalarında sadece sığırcılık, özelde de süt sığırcılığı merkezli olmak üzere, tüketicinin korunması veya sanayinin hammadde temininde sürekliliğin sağlamasının hedeflendiği gözlemlenmekte, yetiştirici genellikle dikkate alınmamaktadır. Küçükbaş hayvancılık; isabetinin düşük ve politikanın bir parçası niteliği taşımayan bu uygulamalardan dahi pay alamamış, bugüne kadar kelimenin tam anlamıyla ihmal edilmiştir. Yapılan son görüşmeler ve izlenen uygulamalar bu anlayışta herhangi bir değişiklik olmadığını göstermektedir.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatı pek çok anlamda yeterli personel ve teşkilat yapısına sahip olmakla birlikte, uygulama hataları sonucunda düştüğü hantal yapılanmayı etkin hale getirebilecek atılımlar gerçekleştirilememektedir.
Hayvan ve hayvansal ürün piyasası dengesizliğini korumaktadır. Üretici/tüketici fiyat paritesi her iki kesimin de aleyhine işleyen bir yapıdadır. Pazarlama kanallarının sağlıksız işleyişi ve çok sayıdaki pazarlama ara kademesinin ürüne eklediği katma değere görece, yüksek getiri sağlamasından kaynaklanan bu durumun kısa sürede ortadan kalkması beklenmemelidir.
Piyasa fiyatlarının oluşumunda denge unsuru niteliğindeki kamu kuruluşları, bu işlevi üstlenecek yapılar oluşturulmadan yok edilmiş, hayvan ve hayvansal ürün piyasası yetiştirici ve tüketici aleyhine işleyen bir niteliğe bürünmüştür.
Meraların besleme kapasitesinin yetersizliği, yem bitkileri üretiminin sınırlılığı kaba yem açığına neden olmaktadır. Mera ıslahı ve kaba yem üretim destekleri aracılığıyla son yıllarda sağlanan üretim artışları yeterli olmayıp, uygulamaların geliştirilerek sürdürülmesi gerekmektedir.
Küçükbaş hayvancılık sektöründe yetiştirici örgütlenmesi gelişme sürecinin başlangıcında ve cılız bir yapıdadır. Mevcut örgütlenme modelinde örgütler kamunun vesayeti altındadır, özerk değildir. Bu durum; sektörün sorunlarının yansıtılması, uygun politikalar geliştirilmesine katılım, yetiştirici sorunlarının çözümüne katkı, girdi sağlama, ürün pazarlama, fiyat oluşumu, veri toplama ve değerlendirme, ıslah alanlarında yetersizliğe neden olmaktadır.
Hayvancılık işletmelerinin pek çoğunun küçük ölçekli oluşu, karlılığın son derece düşük olması, pazar koşullarında yetiştirici aleyhine dengesiz yapı, yetiştiricinin örgütsüzlüğü vb nedenler işletmelerin sermaye artırımını engellemekte, işletme büyüklüğünün artırılması ve üretim sisteminin değiştirilmesine engel oluşturmaktadır.
Uygun ve nitelikli damızlık hayvan üretimini yeterli düzeye çıkarabilecek önlemler alınamadığı gibi, bunu önemli sayan anlayışlar da terk edilmiştir. Türkiye’ye kaçak hayvan girişinin önlenememesi, hayvan sağlığını koruma önlemlerini baltaladığı gibi başta kırmızı et piyasası olmak üzere sektördeki dengesizliğin derinleşmesine de neden olmaktadır.
Hayvan sağlığı ve sağlıklı hayvansal üretimin asgari koşulları sağlanamamış, bu yüzden ortaya çıkan büyük kayıpları önlemek mümkün olamamıştır.
Hayvan aşı ve ilaçlarında dışa bağımlılık azaltılamamış, aksine artmıştır.
Önemli bazı salgın hastalıkların baskı altında tutulması hedeflenmekte, bunların eradikasyonu konusunda yeterli ve etkin çaba gösterilmemektedir. İç piyasada gıda güvenliği konusunda tereddüde ve büyük ekonomik kayıplara yol açan bu durum, dış satım olanaklarını da sınırlandırmakta veya ortadan kaldırmaktadır.
Araştırma ve geliştirme faaliyetleri yetersizdir. Bu alandaki yapıyı geliştirme ve çağdaş düzeye ulaştırma yerine; elde tutmaya yönelik bir çabadan dahi söz etmek mümkün değildir. Daha da ötesi, mevcut yapılanmayı yük varsayan bir anlayışın egemen olduğunu kanıtlayan uygulamalar gerçekleştirilmektedir.
Küçükbaş Hayvancılığın Geliştirilmesinde Tehditler
Kentlere göçün yoğunluğunu koruması, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğindeki küçülmenin son yıllardakine benzer şekilde sürmesi sonucunu doğuracaktır. Ülke kaynaklarının bir bölümünün daha değerlendirme dışı kalmasına neden olacak bu durum, kırmızı et açığının daha da büyümesi anlamına gelmektedir.
Tarımda hayvancılıktan kaçış süreci küçükbaş sektöründe daha ağırlıklı olarak hissedilmektedir. Gerek kente göç nedeniyle, gerek diğer faktörlerin etkisiyle, kırsalda yaşamını sürdürdüğü halde küçükbaş yetiştiriciliğinden vazgeçmek zorunda kalan kitleler, üreticilikten tüketiciliğe geçerek düşük gelirli kesimlere katılmakta, beslenme kaliteleri kötüleşmektedir.
Et açığının kapatılamaması durumunda Türkiye’ye kaçak hayvan girişi artacak veya ülke önemli et ithalatçısı konumuna gelecektir.
Ekonomik gelişme dışındaki nedenlerle kentlere yoğun göç, sosyal sorunların artması ve çalkantıların oluşmasına neden olacaktır.
Hayvancılık sektörünün çeşitli alanlarındaki yapısal bozuklukların giderilmemesi halinde özellikle küçük işletmelerin hayvancılığı terk etme süreci en azından devam edecek, daha da kötüsü hızlanacaktır. Küçük işletmelerin egemenliğinde olan küçükbaş sektörü bu durumdan daha çok etkilenecektir.
Küresel ısınmaya bağlı olarak Akdeniz İklim Kuşağında ortaya çıkabileceği ileri sürülen iklimsel değişiklikler; tarımın ve Türkiye nüfusunun beslenmesinin önünde önemli bir tehdit unsuru olarak varlığını korumaktadır.
Keçi-orman-keçi yetiştirici üçlüsünün çıkarlarını gözetmeyen ve keçiyi tek orman zararlısı olarak gören yerleşik zihniyetin değiştirilememiş olması keçi yetiştiriciliği sektörünü son derece olumsuz etkilemektedir. Orman içi ve kenarı yerleşimlerin başka bölgelere iskanı sağlanmaksızın veya alternatif gelir kaynakları sunulmaksızın keçiyi yok etmeye yönelik uygulamalar, orman köylüsüne ormanı daha fazla sömürmekten başka çıkar yol bırakmamakta, bu da orman alanlarındaki zararın artmasına neden olmaktadır.
Küçükbaş Hayvancılığın Geliştirilmesinde Fırsatlar
Türkiye’de, yerleşmiş bir hayvancılık geleneği mevcuttur. Koşulların elverişli hale getirilmesi durumunda hayvancılıkta yatırım ve istihdamın hızla artırılması mümkündür. Girişimci ve işgücü konularında bir darlık ile karşılaşılması olası değildir.
Türkiye, bölgesindeki coğrafi yerleşimi, komşusu ülkelerin hayvancılık yapılanması ve hayvansal ürün gereksinmeleri dikkate alındığında, bu alanda öncü ülke konumuna gelme olanağına sahiptir. Belirtilen ülkelerle değişik alanlardaki yakınlıkları da bu hedefi destekleyici faktörlerdir. Bu ülkelere hayvansal ürün ve damızlık dışsatımı gerçekleştirme ve hızla pazarı geliştirebilme olanağı mevcuttur.
AB ülkelerinin kuzu ve oğlak eti üretimi, talebin gerisindedir. Türkiye bu açığı kapatabilecek potansiyele sahiptir.
Türkiye koyun populasyonunun çok büyük bölümünü yağlı kuyruklu ırklar oluşturmaktadır. Yağlı kuyrukluluk, kuyruksuz karkastaki düşük yağ oranına bağlı olarak kolesterol oranının düşük olmasını sağlamaktadır. Düşük kolesterollü kuzu eti üretimi ve tanıtımı ile dış satım olanakları geliştirilebilir.
Özellikle İngiltere’ye olmak üzere oğlak eti dış satımı gerçekleştirmek mümkündür.
Koyun ve keçi sütünden yüksek pazar fiyatlı ürünler üretilebilmektedir. Süt toplama, ürüne işleme alt yapısının geliştirilmesi ile gelirlerin artırılması ve dış satımın sağlanması mümkündür.
Organik hayvancılığın kolaylıkla geliştirilebilmesini sağlayacak koşullara sahip alanlar azımsanamayacak ölçektedir. Küçükbaş hayvancılığın mevcut yapısı, organik hayvancılık için uygun niteliklere sahip veya küçük değişikliklerle uygun hale getirilebilir durumdadır.
İsabetli bir organizasyonla ve organik hayvancılık aracılığıyla küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin gelirlerinin artırılması olasıdır.

Kaynakça:
‘Türkiye küçükbaş hayvancılığının iyileştirilmesi’
Mehmet ERTUĞRUL, Türker SAVAŞ, Gürsel DELLAL, Turgay TAŞKIN, Mehmet KOYUNCU, Fırat CENGİZ, Birol DAĞ, Seyrani KONCAGÜL, Erkan PEHLİVAN

 

 

İlginizi çekebilecek yazılar.