• 0312 865 10 12
  • info@halbes.com

Küçükbaş Hayvancılığın Geliştirilmesinde Öneriler

sheepTürkiye’nin tarımsal envanterini çıkarmak ve bunu kolayca güncellenebilir bir yapıya kavuşturmak gerekir. Bu amaçla;

Küçükbaş hayvancılık için olmazsa olmaz nitelikteki mera alanlarının geliştirilmesinde son yıllarda alınan tedbirler ve sağlanan desteklemeler artarak sürdürülmelidir. Küçükbaş hayvancılığın temel öğeleri bakımından Türkiye birbirinden farklı üretim sistemlerine ve ekolojik koşullara sahiptir. Bu nedenle üretim sistemlerine ve ekolojik koşullara uyumlu ıslah programları geliştirilmelidir.

Kaba yem üretiminin yaygınlaştırılmasını sağlayacak özendirici önlemler geliştirilerek sürdürülmelidir.

Küçükbaş hayvancılık kooperatifleri ve yetiştirici birlikleri benzeri örgütlenmelerin geliştirilmesi ve özerk yapıda çalışabilmeleri için gerekli yasal alt yapı hazırlanmalı, kamunun bu örgütler üzerinde baskı oluşturması engellenmelidir.

Üreticilerin fiyat oluşumuna da katılmalarını sağlayacak ve tüketici fiyatlarından aldıkları payı artıracak pazar mekanizmaları etkin hale getirilmelidir. Küçükbaş hayvancılıkta çoban ücreti, girdiler içinde önemli bir yer tutmaktadır. Buna karşılık nitelikli çoban bulmak da zorlaşmıştır. Ayrıca çobanlık ilgi gören bir meslek olmaktan çıkmıştır. Belirtilen hususlardaki eksikliği gidermek üzere; çobanlık veya hayvan bakıcılığı eğitimi verilmeli, çobanlara sosyal güvence sağlanmalı, yetiştiriciler, kooperatifler veya birlikler güçlenene kadar, sosyal güvenlik giderleri geçici bir süre devlet tarafından karşılanmalıdır.

Toplumdaki beslenme alışkanlıkları son yıllarda hızlı bir değişiklik yaşamakta, koyun-keçi eti ve süt ürünlerine ilgi azalmakta, tüketim sığır ve kanatlı ürünlerine yönelmektedir. Bu yönelim; hayvancılıkta uygulanan desteklemeler ile tavukçuluğun endüstrileşme ve entegrasyona uygunluğu nedeniyle üretim maliyetinin ve pazar fiyatının düşük olması yanında, koyun ve keçi ürünleriyle ilgili yanlış bilgilendirmeye bağlı inanışlar nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Küçükbaş et ve sütünün aromatik nitelikleri de ayrı bir neden olarak görülebilir. Kuzu eti tüketiminin azalma nedenlerinden birisi de yağlı kırmızı etin kalp damar hastalıkları riskini artırdığı yönündeki yanlış bilgilendirmedir. Yapılan çeşitli çalışmalar kuzu etinin kolesterol içeriğinin diğer türlerin etlerinden çok farklı olmadığını göstermektedir (Göğüş,1986; Chizzdini,1999; Öztan, 2005, Özder, 2009; Önenç ve Özşenoğulları, 2009).

Ayrıca son yıllarda; kalp ve damar dostu olarak nitelendirilen konjuge linoleik yağ asidi bakımından kuzu etinin, sığır ve kanatlı etlerinden daha zengin olduğu ortaya koyulmuştur (İnanç, 2006; Çelebi ve Kaya, 2008; Önenç ve Özşenoğulları, 2009).

Bu nedenle, pek çok gelişmiş ülkede, sağlıklı beslenmenin gereği olarak, kuzu etinin öğün içerisinde yer almasının gerektiği vurgulanmakta, tüketici öğününde sınırlı miktarda da olsa kuzu eti bulundurmaya çalışmaktadır.

Koyun ve keçi yetiştiriciliği bugün gelişmiş ülkelerde doğru ve sağlıklı beslenme kavramları ile birlikte anılmaktadır. Özellikle son yıllarda tarımsal üretimde hormonlar, ilaçlar ve birçok katkı maddelerinin getirdiği bir kirlenme söz konusudur. Bundan dolayı özellikle hayvansal üretimde bu noktada öne çıkan iki hayvan türü koyun ve keçidir. Bu iki türün yetiştirildiği koşullar ve ürettiği ürünlerin diğer hayvan türlerinden elde edilenlere göre daha güvenilir olması bu yönde bir ilgi uyandırmıştır. Her iki türe yönelik son yıllarda özellikle tarımı gelişmiş ülkelerde ciddi desteklerin olduğu görülmektedir. Türkiye koyun ve keçi varlığında de büyük bir kayıp yaşamış olsa da kalan mevcut potansiyeli bu yönde değerlendirebilecek projeler desteklemeli ve elde edilen ürünlerin dış pazar olanakları araştırılmalıdır.

Koyun ve keçi yetiştiriciliğinde makineli sağımın yerleştirilmesi, elde edilen sütün toplanması ve nitelikli ürünlere dönüştürülerek iç ve özellikle de dış pazarlara sunulmasını sağlayacak düzenlemelerin yapılması; yetiştirici ve ülke ekonomisine katkısı yanında, ülke insanının beslenme koşullarının iyileştirilmesi yönünden önemli bir adım olacaktır. Bu amaçla, uygun bölgelerde makineli sağım, süt toplama ve küçük ölçekli süt işleme tesisleri, kooperatif veya birlikler aracılığıyla teşvik ve desteklerden yararlandırılmalı, yöresel süt ürünleri ve tatların tanıtım ve pazarlama olanakları geliştirilmelidir.

Keçi yetiştiriciliğinin ormanın en önemli düşmanı olduğu şeklindeki yanlış inanış terk edilmelidir. Orman zararları içerisinde en önemli payı orman yangınları almaktadır. Orman bölgelerinde dip otları yangının en önemli nedenidir. Bu tip orman alanlarının dip otları keçi otlatmasıyla yok edilerek yangın riski azaltılmaktadır. Gelişmiş ağaçlardan oluşan orman bölgelerinde ise ağaçların alt dalları keçiler tarafından tüketilmek suretiyle de yangın riskinin azaldığı bir gerçektir.

İspanya, Fransa, İtalya gibi ülkelerde makilik ve çalılık alanlar denetimli keçi otlatmasına açıktır. Bu tip bölgelerimizin, hayvan yoğunluğu sınırlandırılmak ve denetimli otlatma uygulanarak keçiye açılması üretim olanaklarını geliştirecektir.  Avrupa Birliği’nde koyun veya kuzu başına 16 ila 20 Euro destek uygulanmaktadır. Türkiye’de de küçükbaş hayvancılıkta desteklemelerin buna yakın değerlere ulaştırılması gerekir. Kuzu ve oğlak üretimini artırmaya yönelik olarak, yavru desteği sağlanması uygun bir yöntem olarak görülmektedir.

Göçer hayvancılığı düzenleyici, göçerlerin yaşam koşullarını geliştirici önlemler alınarak bu kültürün yok olmaması sağlanmalıdır.

Yem, ilaç, katkı maddesi benzeri hayvansal üretim girdileri, sistemli ve sürekli olarak denetlenmelidir.

Aşı ve biyolojik madde üretimi dışa bağımlılıktan kurtarılmalıdır.

Hayvan hastalıkları ile mücadelede “hastalık kontrolü”ne dayalı hayvan sağlığı stratejisi “ortadan kaldırma”ya yönlendirilmelidir

Kaynakça:

‘Türkiye küçükbaş hayvancılığının iyileştirilmesi’

Mehmet ERTUĞRUL, Türker SAVAŞ, Gürsel DELLAL, Turgay TAŞKIN, Mehmet KOYUNCU, Fırat CENGİZ, Birol DAĞ, Seyrani KONCAGÜL, Erkan PEHLİVAN

 

 

 

İlginizi çekebilecek yazılar.